Durrieu, Öcalan ve Türkiye’deki tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması için Fransa’da kampanya başlatacaklarını söyledi.

lise öğrencisi İbrahim Atabay ile 2 HPG'linin ölümü ile ilgili rapor hazırlayan İHD Van Şube Başkanı Cüneyt Canış, 3 kişinin infaz edildiğine dair kuvvetli bulguların bulunduğunu belirtti. Canış, Türkiye Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nu olayı araştırmak için göreve çağırdı.
Van'ın Çaldıran İlçesi'ne bağlı Buğulukaynak (Kel) Köyü'nde 7 Ekim'de sağ yakalandıktan sonra infaz edildikleri belirtilen İbrahim Atabay ile HPG'li Sipan kod isimli Sunullah Keserci ve Necmi Afrin kod isimli Necmeddin Ahmed Hasan'ın ölümü ile İHD Van Şubesi tarafından hazırlanan rapor açıklandı. İHD Van Şube Sekreteri Av. Cemal Demir, Yönetim Kurulu Üyesi Kemalettin Türkmen, Van Barosu avukatlarından Baran Bilici ve Kutbettin Fırtına ile İzmir Barosu avukatlarından Nuri Keserci'den oluşan heyet tarafından hazırlanan 4 sayfalık rapor İHD Van Şubesi'nde yapılan basın toplantısı ile kamuoyuna açıklandı.
Heyet adına hazırlanan raporu kamuoyuna açıklayan İHD Van Şube Başkanı Avukat Cüneyt Canış, olayla ilgili yapılan başvurudan sonra bölgeye giderek kapsamlı bir araştırma yaparak, rapor hazırladıklarını belirterek, yaptıkları incelemelerde 3 kişinin infaz edildikleri ihtimalinin güçlendiğini kaydetti. Canış, "Olayın gerçekleştiği yer, şekli, bulgular, tanık anlatımları, maktullerin vücudundaki yaralar ile ateşli silah yaraları, barut, yanık izleri tüm hususlar bir bütün olarak infazı açıkça işaret etmektedir" dedi.
'Tanıkların tamamı infaz dedi'
Öldürülen lise öğrencisi İbrahim Atabay'ın babası Abdulgafur Aatabay, annesi Menice Atabay, olay sırasında gözaltına alınıp tutuklanan ağabeyi Sinan Atabay, ile köylülerden Mahmut Atabay, Mahsun Atabay, Fevzi Atabay, Faysal Cihan, Cafer Atabay ve din görevlileri Salih Eldemir, Osman Altun ile Abdulhalik Bilici ile görüştüklerini dile getiren Canış, söz konusu kişilerin tamamının olayın açık bir infaz olduğuna dair beyan verdiğini dile getirdi. Din görevlilerinin, yıkama işlemlerinde cenazelerdeki morarma ve eziklerin çokluğuna dikkat çektiğini kaydeden Canış, bunun da kendilerinde işkence kanısını güçlendirdiğini aktardı. Raporda konuyla ilgili yapılan tespitlere de dikkat çeken Canış, "Heyetimizce, maktullerin yürüdükleri ve sağ yakalandıkları tepe noktasına yakın bir yerde lokal kan lekeleri görüldü. Dere yatağının olduğu yer olan öldürüldükleri üç ayrı noktada lokal alanlarda bol miktarda kan ve beyin, et parçaları ile kafatası kemik parçaları bulduk. Bunları muhafaza altına aldık. Bir çoban'ın (Osman isminde) maktulleri öldürüldükleri noktadan yaklaşık 500 metre mesafeden güney istikametinde 10 veya 15 kişilik şahısların arasında gördüğünü, buna ilk önce bir anlam veremediğini, daha sonra silah seslerini duyduğunu, korktuğu için olay yerine gitmediğini ifade etmiştir" diye konuştu.
Raporda aydınlatılması gereken noktalara da dikkat çekilerek, şu hususların aydınlatılması istendi:
* Tanık anlatımlarına göre ve özellikle olayın oluşuna göre silahsız bir şekilde, maktuller sağ yakalandıkları halde, neden oraya gelen sivil ve silahlı özel bir ekibe teslim edilmişlerdir?
* Bu sivil ve silahlı özel ekip kimlerdir? Kimlerden oluşmaktadır? Hangi güvenlik birimine bağlı olarak çalışmaktadır?
* Bu özel ekip maktulleri askerlerin elinden aldıktan sonra, neden askerlerin üstünü ayrıntılı bir şekilde arama gereği duymaktadır? Ve askerleri neden yakalama yerinden uzaklaştırmaktadır?
* Adalete teslim edilmeleri gerekirken, bu özel ekip maktulleri neden infaz etmektedir?
* Olaydan sonra olay yerine gelen olay yeri inceleme ekibi neden özensiz ve itinasız bir inceleme yapmaktadır? Maktullere ait kafatası kemik parçaları ile beyin parçaları neden olay yerinde bırakılmaktadır?
* Maktullerin otopsi işlemleri, uygun ortam ve adli tıp uzmanı olmayan Çaldıran Devlet Hastanesinde alelacele yapılmaktadır. Van Adliyesinde Adli Tıp Uzmanı bulunmasına rağmen neden otopsi bunun refakatinde yapılmamaktadır? Neden hukuka ve usulüne uygun bir otopsi yapılmamıştır?
* Tanık anlatımlarına göre maktullerin vücudunda bulunan barut izleri neden otopsi tutanağına yansıtılmamıştır?
* Olayda yargısız infaz ihtimali giderek güçlenmektedir. Buna ilişkin teferruatlı bir soruşturma yapılacak mı?
* Özel kuvvetlerin olayda kullanılan silahlarının balistik incelemesi yapılacak mıdır?
Hükümet ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu olayı ivedilikle araştırmaya çağırılan raporun kanat ve sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi.
* 7 Ekim 2009 tarihinde meydana gelen bu olayda İbrahim Atabay ve diğer iki örgüt üyesinin sağ bir şekilde yakalandıktan sonra, olay yerine gelen sivil giyimli Jandarma Özel Harekat Timleri olduğu anlaşılan sivil giyimli, ağır silahlarla donatılmış kişilere teslim edildiği ve bu kişilerce infaz edildikleri ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Olayın gerçekleştiği yer ve şekli ,bulgular, tanık anlatımları, maktullerin vücudundaki yarlar ile ateşli silah yaraları, barut, yanık izleri tüm hususlar bir bütün olarak açıkça buna işaret etmektedir.
* Cesetlerin üzerindeki ateşli silah yaralaması dışında kalan yara ve bereler, bu kişilerin işkence ve kötü muamele yapıldıktan sonra öldürüldükleri veya öldürüldükten sonra cesetleri üzerine bu muameleler yapıldığına işaret etmektedir.
* Olay sonrası olay yerine gelen olay yeri inceleme ekibince de olay gereği gibi araştırılmamış, deliller tam ve gereği gibi toplanmamıştır.(Olay yerinde bulunan kafatası kemik parçaları ve beyin parçacıkları da buna işaret etmektedir)
* Bu olayda, infaz iddiaları ve ihtimalleri üzerinde yoğunlaşmayan (hatta hiç durmayan) Çaldıran Cumhuriyet Savcılığının da ihmalinin olduğunu düşünüyoruz. Olayın tanıklarının tamamı dinlenmek istenmemiştir. Dinlenen tanıklara da önyargılı davranılarak, tanıklar adeta sorguya çekilmiştir. Maktullerin otopsi işlemleri uygun olmayan ortamda ehil olmayan doktora yaptırılmıştır. Bu tür şüpheli ölümlerde otopsi işlemi Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca yapılır veya Adli Tıp Grup Başkanlıklarınca da otopsi işlemleri yapılabilmektedir. Buna da gerek görülmezse her il merkezinin adliyesi bünyesinde bulunan Adli Tıp uzmanı doktorlara bu işlemler yaptırılmaktadır. Yapılan otopsi sonucu düzenlenen tutanak bu ciddi iddialar karşısında denetime ve değerlendirilmeye açık ve elverişli değildir. Ulusal ve uluslar arası hukuk ilkelerine göre bu olayın açığa çıkarılması ile ilgili olarak gerekli hassasiyet ve duyarlılık gösterilmemiştir.
* Soruşturma dosyasına mağdur-müdahiller ile vekillerinin ulaşım hakkını engelleyen kısıtlılık kararı bir an önce kaldırılarak, dosyadaki bilgi ve belgelere erişim hakları sağlanmalıdır. Bu kısıtlılık başta anayasa olmak üzere, uluslar arası sözleşmelere ve ceza hukukunun temel ilkelerinden olan silahların eşitliği ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir.
Raporun açıklanmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Canış, olayın JİTEM değil jandarma istihbaratı içinde yer alan Jandarma Özel Hareket Timleri tarafından yapıldığını vurguladı. /Diha

|
Ankara
11 / 27 °C
|
İzmir
18 / 30 °C
|
Hakkari
15 / 35 °C
|
İstanbul
19 / 27 °C
|





















