Balyoz, eldiven, sarıkız, yakamoz, ayışığı, kafes ve kim bilir sözlükte adı olmayan daha hangi kelimelerle darbe isimleri ortaya çıkacak. Ortaya çıkan her plan bir öncekine pes dedirtiyor. Aslında darbeler Türkiye’nin en ücra köşesi olan ve halk arasında sıfır nokta olarak bilinen Hakkâri’de patlayan bombalarla çoktan hayata geçirilmişti.
ŞİMDİ DİKKAT
Türkiye’nin dikkatini Şemdinli olaylarına çekmek istiyorum. O günlerde ele geçirilen belgeler, bölgeye gelen komisyonların raporları, savcının söyledikleri, köşe yazarlarının yazdıkları, halkın görüşleri ve daha niceleri… Tüm bunlar incelense bütün karanlık senaryolar bir bir ortaya çıkacaktır. Kısacası bütün gerçekler burada saklı. Haydi Türkiye! Açın Şemdinli dosyasını.
Şemdinli, Sen Nelere Kadirsin
Darbelerin hayata geçirildiği en masun nokta Şemdinli… Gün geçmesin ki bir bomba patlamasın. Halk canından bezer oldu. Esnaf işyerini kapatıp başka yerlere göç etme noktasına geldi. Öğretmen gelmedi, doktor kaçtı, bölgede at izi it izine karıştırıldı. İstenilen olaylar başladı ve polisin haberi olmadan Emaysa dedikleri askeri birlikler çarşı merkezine inip marşlarla halk kışkırtılmaya başlandı. Aynısı Yüksekova’da da yapıldı. Burada daha olaylar başlamadan askeri Emaysa grupları çarşı başında polisten önce siper aldı. Ancak Şemdinli ve Yüksekova halkı bütün bu kirli oyunları sağduyu ile bakın nasıl ortaya çıkarttı.
Oyunlar hala bitmiş değil.
O zamanki oyunlar bu günlerde belki görünmez gibi geliyor, ancak birileri hala kaşımak istiyor.
Tarih 2005, yer Hakkâri ve bu günlerde ortaya çıkan Balyoz darbe planında yazılanlar gerçekleşiyor. Yüksekova ve Şemdinli’de peş peşe patlamalar oluyor. Bölgenin en sakin olduğu günlerde patlayan bombalar halk arasında şaşkınlığa yol açıyor.
Neyse ki 9 Kasım Şemdinli Bombası her şeyi ortaya çıkarıyor. Önce iyi çocuklar şimdide Türkiye’nin tartıştığı Emaysa protokolü… Patlamalarla Şemdinli’ye gelen herkes bundan sonra olabilecek birçok gerçeği ortaya çıkarıyor. Ama ne yazık ki Şemdinli ile ortaya çıkan birçok gerçek kısa zaman içinde üstü örtüldü ve hala örtülü bulunuyor. Savcı Ferhat Sarıkaya’nın durumu bu günü anlatmaya yetiyor aslında.
Darbelere Zemin Hazırlayan Emasya Protokolünü İlk Kez Ortaya Çıkaran Şemdinli Araştırma Komisyonu Raporu neden bu gün ortaya çıktı. 4 yıldır bu rapor neden dikkate alınmadı. Sadece bumu bunun gibi daha nice raporlar var. Neden ortaya çıkartılmıyor. İllaki bir şeyler olduktan sonra ortaya atılıp tartışılacak.
Şemdinli olayları sonrasında hazırlanan ve geçte olsa bu günlerde ortaya çıkan Raporda, Emasya Protokolün, Kanunlara ve Anayasa'ya Aykırı Olduğu Açıkça Vurgulanıyor.
Haber ajansları, darbelere zemin hazırlayan EMASYA protokolünü ilk kez ortaya çıkaran Şemdinli Araştırma Komisyonu raporuna ulaştı. Raporda, protokolün, kanunlara ve Anayasa'ya aykırı olduğu açıkça vurgulanıyor. Hukuk devletinde 'gereksiz ve keyfi bir uygulama' olarak nitelendirilen EMASYA'nın, Türkiye'yi Avrupa Birliği karşısında güç durumda bıraktığının altı çiziliyor. Protokolün, dayandırıldığı 5442 sayılı İl Kanunu'na aykırı olduğu vurgulanırken, bunun bir an önce ya iptal edilmesi ya da yasal bir düzenlemeye kavuşturulması gerektiğine işarete ediliyor. Raporda, protokole ilişkin "Devletin sivil otoritesini, kamu düzeni ve güvenliğini berhava eder nitelikte sonuçlar doğurur." ifadelerine yer veriliyor.
Mart 2006'da, çoğunluğu hukukçu kökenli milletvekili olan Şemdinli Araştırma Komisyonu üyeleri tarafından kaleme alınan raporda, her şey anlatılıyor. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/D maddesinin uygulanmasına yönelik olarak İçişleri Bakanlı ve Genel Kurmay Başkanlığı adına 07.07.1997 tarihinde Koramiral Çetin Doğan ile İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teoman Ünüsan arasında imzalanan EMASYA protokolü eleştiriliyor, manifesto niteliğinde hukuki değerlendirmelere yer veriliyor.
Şemdinli Araştırma Komisyonu raporunda, kanuni bir dayanağı bulunmayan protokolün 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca, ilde suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenliğini korumak ve sağlama görevinin valiye ait olduğu hatırlatılırken, EMASYA komutanlıklarının, mülki amirlerin yardım talebi olmaksızın olaylara müdahale edebilmesine imkan veren 9'uncu maddesinin, 5442 sayılı kanuna yetki, şekil, konu ve maksat yönlerinden aykırı düştüğü, hatta bu yasanın getirdiği düzenlemeyi bütünüyle geçersiz kıldığı vurgulanıyor.
Peki, o rapor zamanında ortaya çıkartılıp tartışılsaydı ne olacaktı?