12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
KAR HİKÂYELERİYLE VEDA
24.01.2010 20:03

Yine yüzünün ayazına sürüyorum tüm düşlerimi. Bu son olacak. Bu son sürüşüm cümlelerimi. Bu son intiharıdır kelimelerimin. Belki son aşkı…

Tutulup kaldım bir kere kar hikâyelerinin hüznüne. Aşka gelirdim her karla. Vakitte kar hikâyelerinin vaktiydi. Mevsim bile hazırdı buna. Ama o yoktu. Hikâyesini yazmayı bırakacağıma kızgın ya, sürmedi yüzünü sinesine şehrimin. Sırtını dağlarıma vermiş arada bir saçlarına dokunup şehrin, bakıyordu sadece. Bakıpta ağlıyordu. Öylece uzaktan seyrediyordu beni ve aşkını. Hüznü sokulmadı bize.

Şimdilerde yağmura teslim etti sevgilisini. Öyle ki başka mevsime yer bırakmaz oldu. İklimini altüst etti. Kar yok artık. Örtmedi bu kış sevgilisinin tenini, dokunmadı. Ki teni, kar tanesinin yüceldiği yerdi.

Şehrim onun özlemiyle daha bir kapandı içine. O kapadıkça kapılarını, dağlarını daha da yükseltir oldu. Ve dağları yükseldikçe o küçüldükçe küçüldü. Hakkâri’m kalbine gömülmek ister gibi içe kapandıkça kar kaçar oldu.

Bazen buğulu gözlerle sise ve sevgilisi kara sarılmış yüksekleri izler. Sonra bana bakarda hatırlar ayrılığının sebebini. Ve başlar bu kez o yazmaya. Diyor ki:

Yapma… Gitme… Gidişin hayra alamet değil. Sende olmasan kim yazacak ey sevgili. Kar tanesinin bana olan tutkusunu kim anlatacak. Aşkımdan her baharda nasıl tükendiğini kim yazacak. Kar yok artık. Gidişin onu bana küstürdü.

Öyle bir melankoliye kaptırdı ki ruhunu, mevsimleri şaşırdı. Kışın tam ortasında yağmura tutuldu. Sana her baktığında sulu gözlü ağlak bir kadın gibi ağlar durur.  Utanır şimdi. Göstermez kızarmış gözlerini. Gizli gizli döker yaşını tenime. Acıtır ya bu yüzden tenimi benden uzakta döktüğü her yaşı.  Yakışmaz ona apaçık ağlamak. Kar tanesiydi o. Hafife alınamazdı. İstediğinde felaket bir kraliçe olur hüküm sürer, geçit vermez yedi düvelde. Kimsenin boyun eğdiremediği doğa anayı bile ayaklarına kapatırdı.

Sözünü kesecek gibi oluyorum, izin vermeden devam ediyor sözlerine:

Üstüne kuma aldı aşkını. Kıskanır durur şimdi öfkesi aşkını öyle bastırmış ki meydanı yağmura bırakıp saçlarımı mesken etti kendine. Şimdi kendi yarattığı sürgünlüğünde ağıt yakar durur. Bentler dizer boranlarında.

Gitme şimdi. Gidersen bu ayrılık daim olur. Ve katlanamam. Tenim onsuz susar onun aşkına. Özledim onu. İçerde bir yerde buza kesmiş mavi gözlerini özledim. Gitme…

Dedim ki olmaz. Verilmiş kararlardan dönmek olmaz. Adım attım bir kere gerisin geri sürüyemem adımlarımı.

Biliyorum. Tutulup kalmıştım hüznüne bu hikâyenin. Başımı Sümbül’ ün omzuna yaslamıştım bir kere, ağlamadan o omuzdan ayrılık olamazdı. Ve son kez sana seslenmek için sesim boğazımı tırmalıyor ey şehrim!

Aşka düştüm ey şehrim! Aşka. Kar tanesinin sende bulduğu o ince aşka.

Aşka düştüm ey şehir! Sümbül’ün omzuna başımı dayatan o aşka.

Aşka düştüm ey Hakkâri’m! Senli hikâyelerin sensiz biten her cümlesine.

Gidiyorum… Cümlelerimin yalnızlığında bırakıp bu şehri…

Gidiyorum… Hiç yaşanmamış aşkların hicranına sokularak. Cümlelerimi ardımda öksüz bırakarak… Kar hikâyelerimi Sümbül’e yaslayıp bırakıyorum. Onlar öykülerine bir ömür tercüman olacağımı düşlerlerdi hep.

Gidiyorum. Bil ki şehrim gidişimedir kar tanesinin bu isyanı.

 Vakit tamam… Zaman benim için son saniyelerinde. Öyle ki sonsuzluğunu unutup, ölümsüzlüğüne ilmek geçirip intihar edecekti. Kar tanesi sensizlik haram deyip düşmeyecekti bir daha sinesine sevgilisinin. Tövbe diyordu. Senin aşkın yoksa bende yokum, deyip eyleme tutuşurdu yaratıcısıyla…

Bu son diyorum. Kalemim belki uzun bir süre değmeyecekti sırtına defterimin. Kalemimi yalnız, kar tanesini soluksuz bırakıp gidiyorum.

Kar tanesi, ardımdan dolu gözlerle bakıyor. İçime ses olmuştu her hikâyede. Şimdi gideceğime kızgınım. Öfkesi kalemi benden devralıp söyletmeye başlıyor bu kez onu.

Diyor ki bana:

Seni hediye ettim bu şehre, paketi her açtığında ağlar.

Seni hediye ettim bu şehre, kara gözlerine sürgün yemiş her şeyi akıtasın diye içimdeki maviye.

Seni hediye ettim bu şehre, aşkımı ölümsüzleştiresin diye.

Şimdi gideceksin ya… Varsın iklim altüst olsun. Susasın tüm şehir bana.

Şimdi yoksun ya… Sensizliğine hüküm giydirip, kalemini kıracağım. Darağacında gidişini seyrederken, usulca hüznüne sokulacağım. Aşkının koynuna girip, kelamını kulağına fısıldayacağım.

Tövbe… Senin aşkın yoksa bende yokum. Tenin haramdır bundan gayrı bana. Saçlarına dokunup, kokunu içime çekip yağmura teslim edeceğim seni ve her şeyi.

Gitme! Yüreğimi dağların yalnızlığından alıp kartallara giydiren sevgili… Gitme.

Bilirim ki gidişin sonum olacak.

Bilirim ki gidişin şehrime kıyım olacak.  

Gitme.“gidersen yıkılır bu kent.”

Seni hediye ettim bu şehre. Dedim belki bu aşk uzun sürerde dillere destan olmuş o aşkların imkânı olurduk. Dedim belki bana yaktığın her cümle ete kemiğe bürürde beni o çok istediğin olurdum…

Gitme… Kara gözlerine mahkûmum şimdi. Orada maviyi arar dururum. Gidişin, pranga vurdurur yüreğime. Gidişin, anarşik bir isyan olur ülkemde, kim vurduya giderim.

Gidişin yağmur olur bende. Ki yağmur düşmanımdır bilirsin. Gidersen ağlak bir öyküde çamura bulanır her şeyim.

Gitme! Kötü şeyler geliyor aklıma. Gitme…

Gidiyorum. Umut diye toprağına ekiyorum düşlerimi ey Hakkâri’m. Kelamımı hüznüne bırakıp sana emanet ediyorum. Ona iyi bak. Bir sevgiliyi koynuna alır gibi sevgiyle kucakla onu. Her an gelip alacakmışım gibi iyi bak emanetime. Hoşça kal sevgili Hakkâri’m… 

Vakit tamam. Hoşça kal kar tanesi. Kar hikâyelerimi kışa teslim edip gidiyorum. Kim bilir belki bir gün yeniden can bulur, ses olurlar kalemimde. Belirsiz bir zaman dilimine bırakıpta gidiyorum; aşkları, ayrılıkları, acıyı, hüznü ve maviyi. Ve siyahı. Ve seni şehrim. Ve kendimi… Hoşça kalın…

2007 de başladığım site yazarlığına. İlk başladığım yeri biliyorsunuz. Şimdi Hakkâri News Gazetesini,  yılım dolmadan bırakıyorum. Bu üç senelik yazım hayatımda umarım kale alınmışımdır. Sözümün havada kalmadığını bilerek ayrılmak kendimi iyi hissettirecektir.

HOŞÇAKALIN…

Bu yazı toplam 378 defa okunmuştur
Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Bu yazıya toplam (13) yorum eklenmiştir.
sivan
01 Şubat 2010 Pazartesi 18:22
neden
ben yorum yazmıştım neden yayınlanmadı bu ne biçim tarafsız gazetecilik
gölge
29 Ocak 2010 Cuma 15:15
herkese teşekkürler
yorum yazma gereği duyuyorum.çünkü böyle sessiz bırakmak sizleri meraklandırmıştır.yazmayı hepten bırakmıyorum yanlış anlaşılmasın.bir süreliğine böyle olması gerek.ve hamza anuş sizinle tanışmaktan bende mutlu oldum umarım bir gün yine görüşürüz.golge_rih@hotmail.com adresinden bana ulaşılabilir. hoşçakalın.
xece
29 Ocak 2010 Cuma 08:54
senin duygularını uzak olsam bile hep hissettim.
senin gidişinin geleceğinle ilgili olduğuna inanıyorum.çünkü yüreği çok güzel bir insansın seni kendime hep yakın gördüm.ve hep te yakın göreceğim.yine her zaman ki gibi çok güzel yazmışsın.sana sonsuz başarılar diliyorum.ablan hatice demir
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR
Röportaj
POSTA LİSTESİ
_self
ANKET
Sizce AKP'nin Çıkarmaya Çalıştığı Anayasa Değişiklik Paketi TBMM'den Geçer mi?
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
10 / 31 °C
İzmir
20 / 34 °C
Hakkari
14 / 31 °C
İstanbul
22 / 28 °C
3