12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
SAMİMİ OLMAK
14.12.2009 01:31

"Adaletin yükünü Mahkemeler çeker, siyasetin yükünü de politikacılar çekmelidir." Bu sözler Ana yasa Mahkemesinin başkanı Haşim Kılıç'a aittir. Aslında sitem dolu bir sözdür bu. 12 Aralık 2009 tarihinde tarih yine tekerrür etti. Türkiye siyaset çöplüğüne bir parti daha atıldı. Demokratik Toplum Partisi Mahkemenin kararıyla siyaset hayatına son verdirildi. İyimi oldu kötümü bunu zaman gösterecek bunun üzerinde hiç durmak istemiyorum. Ama parti kapatmanın bu ülkede sorunları çözme yolu olmadığı bir gerçek. Kapatılan her partinin yerine yenisi açılır. İnsanlar biraz daha bilenerek davalarına sarılır, onu daha da geliştirir ve ileri götürür.

İşte Milli Nizam Partisinden AK Partiye kadar olan serüven, İste HEP’ ten DTP ye kadar olan mücadele, işte darbelerden sonra kapatılan ve siyaset hayatına yeniden daha gür bir sesle dönen diğer partiler. Artık bu ülkede kapatılan partilerin sayısı neredeyse sayılamayacak kadar çoğaldı. Ama gerçek şu bir parti kapatılır yerine aynısının tıpkısı kurulur. O halde bu çözüm değildir.

Çözümün birinci ayağı veya basamağı siyaset yapan liderler ve bağlı siyasetçilerdir. Önce onların gerçekten samimi olmaları lazım. Bu gün bu ülkede siyasetin ilk anlamı kaypaklıktır. Bu kaypak siyaset anlayışını da Türkiye’ye kazandıran Liderlerin başında Süleyman Demirel gelir.

Demirel'in "Dün dündür bugün bugün" veya "Sokak sokaklar yürünerek aşınmaz" sözleri yürüttüğü kaypak politikanın kendi ağzından ispatıdır.  Peki bu kaypak politikanın en önemli özelliği nedir? Diye sorabilirsiniz. On yasından sonra bu dünyada neler oluyor farkındayım. Ülkenin siyasi gidişatını idrak edebiliyorum. Gördüğüm temel sorun şudur, Politikacılarımız muhalefetteyken ülkenin bütün sorunlarını biliyor, çözüm yollarını meydanlarda bas bas bağırıyor, değiştirilmesi gereken yasaları bir bir sayıyor. Ama iktidara geldiği zaman tüm bunları unutuyor ve dün yanlış dediği şeye doğru diye sarılıyor.

Burada bir kaç örnek sunmak istiyorum: 12 Eylül garabetinden sonra politikaya tekrar başlayan Süleyman Demirel ilk seçim kampanyasında verdiği söz "YÖK'ü YOK" edeceği hususuydu. Ama iktidara geldiğinde, herkesten fazla YÖK'ü savundu. Aynı şeyleri CHP' de söyledi ama onlarda iktidarlarında Demirel'den daha fazla YÖK'ü savundular ve YÖK yasasıyla insanların en değerli hakları olan okuma haklarını ellerinden aldılar.

Yine bugünkü partiler ile ilgili yasalar ve bununla ilgili Anayasa maddeleri, seçim yasası 12 Eylül darbesinin eserleri olmalarına rağmen, çok eleştirilmelerine rağmen tüm Partilerce İktidara gelir gelmez değiştirileceğine söz verilmesine rağmen değişen hiç bir şey yok. Tüm siyasetçilerin temel düşüncesi "Dün dündü Bugün bugün." Dilerim Demirel 150 yıl daha yaşar.

Bu yasakların değiştirilmemesinin temelinde siyasetçilerin samimiyetsizliği vardır. Sebebine gelince bu ve benzeri yasalar iktidara gelen parti ve politikacılara kesin bir güç veriyor. Avantajı eline geçirenler dün yanlıştır diye bağırdıkları şeylere doğru olarak sahip çıkıyor. Elde ettiği gücü rahatlıkla başkasına karşı kullanabiliyor, güç bende diyor.

Eğer politikacılarımız bu yasaları değiştirmek isteyipte değiştiremiyorlarsa o zaman durum daha vahimdir anlamına gelir. O zaman onları da yöneten ve asla iktidar yapmayan bir güç vardır demektir. "Ergenekon" gibi. O zamanda insanların buna karşı ciddi bir mücadele etmesi ya da siyaseti haysiyetiyle bırakması gerekir. Çıkıp her şeyi millete anlatmalıdır.

Türkiye’de bir Kürt sorununun olduğunu artık tüm partilerimiz ve parti liderlerimiz anlamalıdır. Başını kuma gömme zamanı geçmiştir. Sorunlardan kaçarak sorunlar çözülemez. Sorunlar araştırılmalı, gerçek nedenleri ortaya konmalı ve çözümler ona göre getirilmelidir. Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar Kürtlerin sorunları üzerine 35'ten fazla rapor hazırlatılmış. Bu raporlar, Doğu sorunu, Güneydoğu sorunu ve benzeri adlarda hazırlatılmıştır. İktidarların ısmarlama raporlarının hiç birinde gerçekler tam olarak dile getirilmemiştir. Sorun ekonomiktir, yoksulluktur, cahilliktir, dış güçleridir gibi sonuçlar çıkarılmıştır. Oysa bu sonuçlar sorunun yüzde 20-25 lik kısmını kapsıyor yüzde yetmişlik kısmı göz ardı edilmiştir.

Peki gerekli çözüm nedir veya yüz yetmiş beşlik kısım nedir? diye sorabilirsiniz. Yörede yaşayan, 40 yıldır bilinçli bir şekilde olayları gözlemleyen, sorunun bir parçası olan bir akademisyen olarak yazıyorum. Tüm partilerimiz öncelikle olaya bir kimlik sorunu olarak bakmak zorundadır. Yöre insanı ben açlığa razıyım zaten açım işsizliğe razıyım, zaten işsizim, cahilliğe razıyım, zaten eğitimsizim ama bu ülkede kimliğim bilinsin, varlığım anlaşılsın, kendi dilimde okuyayım, yazayım, kendi kültürümü gelecek nesillere aktarayım ve bundan dolayı kimse beni hor görmesin, yok saymasın, ikinci sınıf olarak görmesin beni diyor. Bunu kesinlikle CHP, MHP ve AK Parti ve Türkiye’deki tüm siyasetçiler çok iyi biliyorlar. Sorun bu gözle değerlendirilmezse çözüm imkânsızdır.

Başta ben olmak üzere Kürtlerin yüzde 99'u bu ülkenin bölünmesini, parçalanmasını, zayıflamasını istemiyor. Bin yılın üzerinde bir zamandan beri yaşamış, karışmış

bu insanlar asla parçalanmak istemiyor. Daha 1924'lere kadar zaten doğu Medreselerinde Kürtçe eğitim yapılmış, İstanbul'da Kürtçe gazeteler ve dergiler yayınlanmış ama Kürtler ayrılık istememiştir. O halde yukarıda saydığım sorunlar bir bölme olayı yaratamaz aksine çözümleri durumunda kaynaşmayı getirir. Ben Hakkâri’yi ne kadar seviyorsam Ankara, İstanbul ve Antalya'yı da o kadar seviyorum ve istiyorum. Sanıyorum bu günkü siyasetçilerimiz Osmanlı hoşgörüsünden yoksunlardır. Kimisi aşırı Milliyetçilik, kimisi tanımını bile daha bilimsel olarak yapamadığı layıkçı, kimisi sadece dinci böyle siyaset mi olur.

Burada tüm Parti Liderlerini hoş görüye sorunları açık ve net olarak masaya yatırıp tartışmaya davet ediyorum.

AK Parti, CHP, MHP, DTP veya yeni kurulacak parti liderlerini artık sorunlarından sorumsuzca kaçmaktan sakınmaya çağırıyorum. Şahinler bu memleketin geleceğine

asla güzel katkıda bulunamaz. Görüldüğü kadarıyla Devletin ve PKK'nın derinleri çözüm istemiyor. Çözüm istemeyenlerin gözyaşına, acıya, akan kana aldırmayanlar şunu bilmelidir bir gün bu gözyaşları, acı ve kan içinde boğulacaklardır. Hakkâri’nin ücra bir mezrasında ağlayan, acı çeken bir anne ile Ankara, Edirne, Sinop'ta acı çeken, göz yaşı döken annelerden hiç bir farkı yoktur. Artık insanımızın kanının savaş ve baronlarının kasalarına dolar ve euro olarak akmaması dileğiyle.

Gün Kardeşlik ve uyanma günüdür...

                                                                               

Bu yazı toplam 1658 defa okunmuştur
Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us, RedditReddit
Bu yazıya toplam (17) yorum eklenmiştir.
kelam
10 Şubat 2010 Çarşamba 12:25
BAŞARI
TAHİR HOCAM GİBİ HAKKARİDE KAÇ ADAM VAR PARMAKLA SAYARSINIZ AMA BİZ HAKKARİLİLER NE ZAMAN AKILLANACAZ BÖYLE HAKKARİ İÇİN ÇALIŞAN BİR ADAM TARİF EDİNİZ HER ŞEY SEVGİ SAYGIDAN GEÇER AMA BİZLER BUNUDA UNUTTUK DAHA NELER OLACAK NELER BAŞIMIZA GELECEK
SAMİMİ HA
02 Şubat 2010 Salı 22:27
Feodal yapının reisi
Evet hocam işin aslını isterseniz sizi beğeniyordum birde sizin göreviniz icabı sizin feodal yapıdaki insanlardan ayırıyordum ama ne yazık ki siz de onlarla aynı kefedesiniz anlamadım siz koltuk sevdalısı olduğunuz için mi yoksa sadece o kadar düşünebilen birimisiniz. Feodal yapının neyini beğeniyorsunuz ve neyine destek veriyorsunuz anlayamadım yazınıza başlık attığınız gibi samimi olun Hakkarinin gerçeklerini görüp halkın yanında olmaya davet ediyorum samimi
HAKKARİLİ
22 Ocak 2010 Cuma 01:09
SAMİMİ OLMAK MI
sayın Hacom elbet sizin gibi insanlar hakkari için artı değerdir ama inanın bunu hiç kulanmadınız.Sebebi de açık Öğretim görevlisi olmanıza rağmen feodal zihniyetin arkasına takılmayı kendinize dededen gelen bir anlayış olark seçmüşsiniz.Bence öğretim görevlisi çevresini köhnemiş zihniyetten arındıracak bir anlayış segilemeli.Birilerini köleleştirmeyi ha siz yapmışsınız ha bir ağa hiç fark etmez.Eğer bu toplumun değigerekiyorsa sizin gibilerin öncülü
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR
Röportaj
POSTA LİSTESİ
_self
ANKET
Sizce AKP'nin Çıkarmaya Çalıştığı Anayasa Değişiklik Paketi TBMM'den Geçer mi?
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
10 / 31 °C
İzmir
20 / 34 °C
Hakkari
14 / 31 °C
İstanbul
22 / 28 °C
3